İstanbul,
17
Ocak
2021
|
13:23
Europe/Amsterdam

Sadece dünyamızın değil, işletmelerin geleceği için de sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik, artık şirketlerin ses getirmek veya kamuoyuna şirin gözükmek için kullandıkları bir terim değil. Kavram, ihtiyatlı iş uygulamalarının temel bir unsuru haline geldi.

Sürdürülebilirlik, artık şirketlerin ses getirmek veya kamuoyuna şirin gözükmek için kullandıkları bir terim değil. Kavram, ihtiyatlı iş uygulamalarının temel bir unsuru haline geldi. Kısa süre içinde sürdürülebilirlik önlemlerini dikkate almayan kuruluşlar rekabet üstünlüğünü kaybedecek gibi görünüyor.

Konu teknoloji olduğunda, sürdürülebilirlik müşteriler ve çalışanlar için daha da öncelikli. Giderek artan bir şekilde ticari karar verici ve kendi işinin sahibi haline gelen Y kuşağı, hem iş hem de kişisel yaşamlarında satın alma kararlarının çevresel etkisine derinden önem veriyor. Öte yandan, tüm yaş gruplarında, insanların satın alma kararlarına rehberlik eden tek unsur fiyat değil. Artık birçok kişi bir markanın sürdürülebilirlik politikasını da göz önünde bulunduruyor.

Kısa süre önce, çevresel ve sosyal konumun müşterilerin ve çalışanların kalpleriyle zihinlerini kazanmak için yeni savaş alanı haline geldiği noktayı gün ışığına çıkaran, sürdürülebilirliğe yönelik tutumlar üzerine bir araştırma yaptık. Araştırmaya katılanların % 71'i çevresel ve sosyal konuların önemli olduğunu düşünüyor. İster tüketici konumunda olsun, ister kişisel satın alma kararı veriyor olsun (% 31) veya çalıştıkları kuruluşları değerlendirirken (% 32) insanlar bu konuya dikkat ediyor.

COVID-19, şimdiye kadar yüzeyin hemen altında kaynayan birçok endişeyi ortadan kaldırdı. Pandemi, sosyal ve çevresel sorunların önemine daha fazla ışık tuttu ve birçok kişi bunları idrak etti. Ekolojik kaygılar artık sosyal bilincin parçası. Bu nedenle, insanların % 75'inin COVID-19'un ardından işverenlerin sosyal ve çevresel konulara daha fazla odaklanması gerektiğine inanması şaşırtıcı değil.

Evde yeşil teknoloji

Zamanımızın büyük kısmını evde çalışarak geçirdiğimizden çoğumuz işlerimizi sürdürmek için büyük ölçüde teknolojiye güvendik. ONS'nin son rakamlarına göre, Nisan 2020'de çalışanların % 46'sı işe bir süre evden devam etti. Bunların % 86'sı ise teknolojiden yoğun şekilde yararlandı.

Evden çalışma, insanları uzaktan çalışma teknolojilerinin sürdürülebilirliğini sorgulamaya itti. Araştırmamız bunu da yansıtıyor ve ankete katılanların% 70'i evde çalışma teknolojisinin uzun ömürlü ve enerji açısından verimli olduğuna, israfı azaltması gerektiğine inanıyor.

İşletmeler hala iş gücünün gerisinde

Sürdürülebilir ve etik iş uygulamalarının artan önemine rağmen, birçok şirket hala değişimi yakalama çalışıyor. Aşılamanın başlamasıyla birlikte ekonomik iyileşmeye ve bir çeşit "normal"e geri dönüş yolundayız ancak bu yol sanılandan uzun olabilir. Yanı sıra, COVID-19 sonrası dünyaya işletmelerin hazır olup olmadığı konusunda hala şüpheler var. Araştırmamızda, karar vericilerin yalnızca % 24'ü çevresel ve sosyal etki hususlarının işe dönüş ve iş kurtarma planlarını tamamen etkileyeceğine inanıyor.

Aynı şekilde, birçok işletme COVID-19 sonrası çevresel ve sosyal sorunların önemi konusunda hala kararsız. Bu, ticari karar alıcıların yalnızca % 33'ünün salgın sonrası ekolojik ve sosyal etkinin daha önemli olacağına inandıkları gerçeğini ortata çıkarıyor. Oysa tüketiciler, kullanıcılar, müşteriler ve çalışanlarda bu oran % 75.

Araştırmamızda sürdürülebilirliğe öncelik veren işletmelerin % 86'sı önümüzdeki yıl veya beş yıl içinde kârlarında artış görmeyi bekliyor. % 44'ü güçlü çevresel ve sosyal eylemlerin marka algısı üzerinde, % 40'ı çalışan bağlılığı üzerinde ve % 38'i iş gücü üretkenliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanıyor. Güçlü çevresel ve sosyal itibarın etkisi, daha az somut iş alanlarında da hissedilecek ve markalara karşı olumlu bir duyarlılık yaratacak.

Yaş faktörü

İlginçtir ki katılımcılar arasındaki yaş faktörüne baktığımızda tutumda gözle görülür bir değişim görüyoruz. Her 5 girişimden 4'ünün çevresel ve sosyal etki hedeflerine ulaşmayı öncelik olarak gördüğü sonucuna ulaştık. Ancak on yaşın üzerindeki her 3 işletmeden yalnızca 2'si aynı şekilde hissediyor.

Katılımcıların yaşına bağlı olarak da sürdürülebilirlik konusuna ilişkin fikir değişikliği fark ettik. 54 yaşın üzerindeki kişilerin yalnızca % 63'ü, çevresel ve sosyal sorunların COVİD-19 sonrası daha kritik hale geleceğine inanırken (Gen Z'nin % 85'ine kıyasla), bu yaş grubu zorlu ürün geliştirme kalitesine (% 51), enerji verimliliğine (% 48) ve azaltılmış atığa (% 45) en çok önem veren gruptur.

Araştırmamız, sosyal ve çevresel sorunların tüketiciler, işverenler ve çalışanlar için nasıl daha belirgin ve belirleyici bir rol oynayacağını ortaya çıkardı. Birçoğu, sürdürülebilirliğin artık sadece sonradan akla gelen bir düşünce olmadığını, bir işletmenin vizyonunu, müşterilere ve çalışanlara nasıl hitap ettiğini şekillendireceğini anlasa da buna ayak uyduramayanlar muhtemelen daha uzun vadede kaybedecek.

Baskıya hazır kopya

Epson Hakkında

Global, lider bir teknoloji şirketi olarak Epson, bilgiyi verimli teknolojilerle birleştirerek insanların hayatında vazgeçilmez olmayı hedeflemektedir. Şirket, mürekkep püskürtmeli baskı teknolojilerinin yanı sıra, görsel iletişim, giyilebilir ve robotik teknolojilerdeki yenilikleri insan hayatına adapte etmeye odaklanmaktadır. Epson ayrıca Birleşmiş Milletler’in kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir bir toplum üzerine yaptığı çalışmaların ve katkılarının büyük gururunu taşımaktadır.

Japonya merkezli Seiko Epson Corporation liderliğindeki Epson Grup, yıllık 1 trilyon JPY’den fazla satış gerçekleştirmektedir. global.epson.com

Çevre Vizyonu 2050 - eco.epson.com