20
Kasım
2017
|
07:00
Europe/Amsterdam

Yarının en büyük dersi: motivasyon

iş birliğine dayalı bir sınıfa başarıya ulaşmak isteyen öğrencilerin 2025 yılında son derece motive ve enerjik olmaları gerekecektir

Günümüz iş yerlerinin bir kasırga hızıyla gelişmesiyle birlikte, ayak uydurmaya uyum sağlama konusunda sürekli bir zorlukla karşı karşıya kalıyoruz. Peki, teknolojik ilerlemelerin hızla geliştiği bir dönemde, yarının çalışanlarını karşı karşıya kalacakları gelecek için nasıl hazırlamalıyız? Teknoloji, iş yapış şeklimiz açısından gittikçe baskın bir rol oynamakla birlikte, öğrenme şeklimizle de ilgili büyük bir fırsat sunmaktadır ve geleceğin sınıflarında kişisel motivasyon ve sosyal beceriler, eğitim başarısı adına kritik etkenler olacaktır ve bu da eğitim sisteminin birincil hedefidir.

Geleceğin iş birliğine dayalı sınıfları

Epson kilit teknolojilerin eğitim sektörü üzerindeki etkisine yönelik yaptığı yeni araştırmasında, 17 önde gelen düşünürün konuyla ilgili görüşlerini toplamanın yanı sıra varsayımlarını 7.000'den fazla Avrupalı iş dünyası liderleri ve çalışanları ile test etti. Araştırmada toplanan bakış açılarına göre, 2025 yılında sınıflar, etkileşimli projeksiyonlar, arttırılmış gerçeklik ve 3D yazıcılar gibi yeni teknolojilerin uygulanmasından yararlanacaktır. Örneğin, araştırmamız, ankete katılanların yüzde 53'ünün arttırılmış gerçekliğin gelecekte pratik deneyler için yaygın olarak kullanılabileceğine inandığını, bunun sonucunda güvenliğin artması ve maliyetlerin düşmesi ile birlikte uzmanlaşmış deneysel alanlara olan gereksinimin azalacağına inandığını gösteriyor. Bu değişimin öğretmenler ve öğrenciler arasındaki ilişkiyi değiştirmesi ve öğretmenlerin eğitimsel rehberler veya yaşam koçları rolünü üstlenmeleri ve öğrencilerin kendi eğitimleri konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri bekleniyor. Ankete katılan Avrupalıların yüzde 62'si, iş birliğine dayalı öğrenim teknolojisi ile desteklenen bu sistemin, her öğrencinin kendi yöntemleriyle öğrenmesini sağlayarak öğrencilere fırsat eşitliği sağlayabileceğini düşünüyor. Derslerin yapısının da teknolojinin bir sonucu olarak değişeceği tahmin edilmektedir ve katılımcıların yüzde 67'si sınıfların iş birliğine yönelik atölye alanlarına dönüşeceğine inanmaktadır.

Meta öğrenim motivasyonu

Öğrenciler kendi öğrenim çıktılarını elde etmek için giderek daha proaktif bir role sahip olacaklardır. Katılımcıların yüzde 57'sine göre, öğrencilerin kendi eğitim süreçlerinden çok daha fazla sorumlu olduğu meta öğrenme yeni bir model olacak. Bunu destekleyecek şekilde, katılımcıların %55'i bunun eğitim sektörü üzerinde bir bütün olarak olumlu bir etki yaratacağına inanıyor. Olumlu haberse, katılımcıların yalnızca yüzde 33'ünün öğrencilerin motivasyonlarının önümüzdeki 10 yıl boyunca eğitim kalitesini tehdit edeceğine inanması. Gerçek şu ki, bu kültürel değişimin gerçekleşmesi için eğitim kurumlarının belirli dengeleri kurması ve kontrolleri uygulaması gerekir. Örneğin, sosyal beceri kazanımının öğrenim sürecinin ayrılmaz bir parçası olmasına özen göstererek, öğrencilerin 'kendilerini motive edecek' şekilde eğitilmelerinin ve kendi öğrenim süreçlerinden sorumlu olduklarının vurgulanması zorunludur. Geleceğin çalışanlarına imkan sunulması, motivasyonun önemini bugün vurgulamak ve değişen dünyaya uyum sağlamaları için uygun eğitim araçlarını sağlamak anlamına geliyor.

Daha fazla öğrenmek ister misiniz?

Tam rapor tüm bilgileri içermektedir buradan indirin.